“Bir Paletin Altında Kalan Umutlar”
Gezer Terlik Fabrikası’nda çalışmaya başlayalı daha iki ay olmuştu. Aslında terlik hafif olur derlerdi ya, kimse bana bu kadar ağır paletlerin olacağını söylememişti. O gün sabah vardiyasındaydım. Usta başı, depoda sıkışmış bir paleti acilen üretim bandına çekmemi istedi. Normalde iki kişi taşırdı ama yanımda kimse yoktu, ustabaşı da ‘Hadi oğlum, tek başına hallet’ deyip gitti.
Paletin üstü dolu: kutularca terlik, bant için hazırlanmış. Elle itmeye kalktım, kımıldamadı. Ayaklarımla yüklendim, sırtımı dayadım. Depo zemininde tekerlekli palet bile bazen inat edermiş, bunu orada öğrendim. İte kaka, terden sırılsıklam, ellerim yanıyor, belim zonkluyor. Her ittiğimde içimden küfrediyorum, ‘Ben mühendis olacaktım, nereden geldim buraya?’
O an kimse yanımda yoktu. Palet hareket edince bir umutlanıp daha çok bastırdım. Birden kolum kaydı, paletin kenarına çarptım, tırnaklarım bile acıdan morardı. Sırtımda bir yük, midemde bir öfke, yine de bırakamadım. Usta başı gelir, ‘Ne yaptın?’ diye bağırır diye korktum. Bir saati geçti, nihayet o lanet paleti bantın önüne sürükledim. Çömeldim, nefes nefese kalmışım, terlik kadar hafif hayallerim o gün paletin altına gömüldü sanki.